Çin’de kamu görevlileri Uygur ailelerin evlerinde kaldı

10.01.2019, AA

Çin Komünist Partisi‘nin (ÇKP) resmi yayın organı, ülkenin Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde geçen yıl 1 milyon 120 bin kamu memurunun, çoğunluğu Müslüman Uygurlardan oluşan bölgedeki 1 milyon 690 bin hanede konakladığını bildirdi.

ÇKP Sincan Uygur Özerk Bölgesi Komitesi’nin resmi yayın organı “Sincan Günlüğü” gazetesinin hafta başında yayımladığı habere göre, geçen yılın 11 ayında toplam 1 milyon 120 bin resmi görevli özerk bölgedeki her etnik kökenden 1 milyon 690 bin ailenin evlerinde kaldı.

Söz konusu görevlilerin kaldıkları evlerdeki ailelerle “ekmeklerini paylaştıkları, bayramları birlikte kutladıkları, çocukların ev ödevlerine yardım ettikleri, dostlukları geliştirdikleri, ‘Ulusal Birlik ve Aile’ duygusunu teşvik ettikleri, aileleri bölgenin başkenti Urumçi’ye eğlenmeye götürdükleri” belirtildi.

Bu görevlilerin bölgedeki ailelerde ne kadar süre kaldığı belirtilmezken, ailelerin ziyaretlere rıza gösterip göstermediğine ilişkin bilgi paylaşılmadı.

Uygur ailelerin evlerinde konaklayan kamu görevlileri arasında Sincan Uygur Özerk Bölgesi Askeri Bölgesi, Silahlı Polis Birlikleri ve Çin merkezi yönetiminin bölgedeki temsilciliklerinden kamu görevlilerinin olduğu dile getirildi.

Haberde ayrıca geçen yıl Sincan’da söz konusu görevlilerinin teşvik ettiği “Ulusal Birlik -Aile” etkinlikleriyle ulusal birliğin derinleştiği, parti kadroları ile yerel halk arasındaki bağların kuvvetlendiği, “ÇKP’nin sesinin binlerce aileye duyurulduğu” savunuldu.

ÇKP Kaşgar Komitesi Parti Okulu Parti İnşa, Eğitim ve Araştırma Dairesi Başkanı Liang Mıngşia gazeteye yaptığı açıklamada, “Köylüler partinin iyi politikalarını anlamak için istekli, modern yaşam tarzını sabırsızlıkla bekliyorlar. Bugünlerde parti kadroları ve halk arasındaki ilişki gittikçe yakınlaşıyor. Köylülerin modern medeniyet akımını kabülü gittikçe artıyor. Hayat tarzı değişti. Düşünce de değişti.” ifadeleri dikkati çekti.

Bununla birlikte Gı Şin adlı bir kişinin Sincan’da Uygur veya Kazak etniğinden olduğu anlaşılan Yasin Mehmet adlı biriyle “akrabalık ilişkisi” kurduğu, Mehmet’in evine 6 defa gittiği ve her gittiğinde birkaç gün kaldığı kaydedildi.

Gı’nın Mehmet’in ailesindeki irili ufaklı sorunları çözdüğü savunularak, Gı ve Mehmet’in ailesinin şimdi “tek bir aile gibi” olduğu iddia edildi.

Çin dışındaki Uygur toplumundan temsilciler, ÇKP’nin söz konusu programla, Müslüman Uygur ve Kazak ailelerin evlerinde kalarak, buradaki halkın dini ve milli hassasiyetleri hakkında “parti adına casusluk yaptığı” gerekçesiyle bu uygulamaya sert tepki gösteriyor.

Sincan bölgesindeki tartışmalı eğitim kampları

Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yerel meclis olarak görev yapan Halk Kongresi, ekim ayında “Sincan Uygur Özerk Bölgesi Aşırıcılıkla Mücadele Düzenlemesi”ni, bölgede mesleki eğitim merkezlerinin kurulmasına izin verilebilecek şekilde revize etmişti.

Bu merkezlerin, Çince yazma ve konuşma üzerine eğitim sağlayacağı belirtilirken, bölgedeki idari mekanizmaların, eğitim ve dönüşüm sisteminin standartlaşması ve yasallaşmasını teşvik etmek için bu eğitim merkezlerini organize ve koordine etmekten sorumlu olacağı ifade edilmişti.

Ülkede tanımı tam olarak yapılmayan “aşırıcılıkla mücadele düzenlemesini” ihlal edenlerin, Terörle Mücadele Kanunu, Kamu Güvenliği İdareleri Ceza Hukuku ve Sincan’ın terörle mücadele düzenlemelerine göre cezalandırılacağı bildirilmişti.

Çin’e uluslararası alanda tepkiler

Birleşmiş Milletler (BM) Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi’nin (İHOP) Çin’de ayrımcılığa uğrayan topluluklarla ilgili İsviçre’nin Cenevre kentinde ağustosta düzenlediği toplantıya katılan insan hakları kuruluşları, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yerel yöneticilerin siyasi olarak sakıncalı tutumlar içinde olduğunu iddia ettiği bireyleri, siyasi eğitim merkezlerinde alıkoyduğunu açıklamıştı.

Örgüt temsilcileri, herhangi bir yargı kararına dayanmadan hürriyetinden alıkonulan kişi sayısının 3 milyonu bulduğunu iddia etmişti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ise Çin hükümetinin, ülkenin kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Müslüman Uygurlara ”sistematik insan hakları ihlallerinde bulunduğunu’’ duyurmuştu.