Uygurların korkulu rüyası Çin’in ‘Yeniden Eğitim Kampları’

DunyaBulteni,25.07.2018

2009 yılında Çin‘den ayrıldıktan sonra Avustralya vatandaşı olan ve Adelaide’de yaşayan 27 yaşındaki inşaat işçisi Almas Nizameddin, eşinin bir sabah sivil giyimli bir polis tarafından evinden alınarak götürüldüğünü öğrendiği günden beri eşi hakkında bilgi alamıyor.

FOTOĞRAF: Avustralya vatandaşı olan Almas Nizamidin, Avustralya hükümetini tutuklu karısını ve annesini Batı Çin’de kurtarmaya yardım etmeye çağırıyor. (ABC Haberleri)

Haberi alır almaz Doğu Türkistan’a giden Nizameddin geri döndüğünde büyüdüğü şehri tanıyamadığını söylüyor.

Çin hükümetinin Uygur Müslümanlarını yok etme projesinin bir parçası olarak önce ismini Sincan olarak değiştirdiği Doğu Türkistan’ın Urumçi şehrine giden Nizameddin ” sokaklarda tanklar dolaşıyordu, her 100 metrede bir polis kontrolü yapılarak kimlik ev telefon incelemesi yapılıyordu” diyor.

Mart 2017’de eşi Buzainafu Abudourexiti, sabah evinden başlangıçta “yeniden eğitim” için alındığı söylenmiş ancak 25 yaşındaki iki aylık hamile kadın daha sonra yedi yıl hapis cezasına çarptırılmış. Nizamidin eşinin Ortadoğu’da İslâmi çalışmaları olduğu için “dinsel aşırılık” ile suçlandığını söylüyor.

İnsan hakları örgütleri Çin’in Uygurlar ve dinlerini hedef alan kapsamlı “yeniden eğitim programı” altında Uygur kültürü ve kimliğinin ortadan kaldırılma tehlikesi altında olduğuna dikkat çekiyor.

FOTOĞRAF: Geçtiğimiz Kasım ayında Kaşgar, Sincan’da bir cami girişinde “Partiyi Sev, Ülkeyi Sev” yazan afiş (AP: Ng Han Guan, Dosya)

Geçtiğimiz bahardan bu yana, bir dizi yakın tarihli komisyon ve raporlara göre , en az yüz bin ve belki de 1 milyondan fazla etnik azınlık – çoğunlukla Uygur – Sincan’da toplu gözaltı tesislerinde tutuluyor .

“Kendini eleştirmelisin” dayatması

Kazak Müslüman Omir Bekali ve diğer eski tutuklular İslami inançlarını nasıl reddettiklerini, kendilerini eleştirdiklerini ve iktidardaki Komünist Parti’ye nasıl teşekkür ettiklerini anlatıyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Nisan ayında yaptığı bir komisyon raporunda, “Gözaltı tesisleri, bugün dünyadaki bir azınlık nüfusunun en büyük kitlesel hapsi.” yorumu yapıldı.

Avustralya, 3 binden fazla insandan oluşan nüfusuyla tahmini 600 Uygur aileye ev sahipliği yapıyor. Uygurların çoğu diğer Müslüman azınlıklarla birlikte, Adelaide’de yaşıyor. Adelaide’de yaşayan Uygurların hemen hemen hepsi Çin’den kaçmak için ailelerini orada bırakarak gelmiş. Aileler, zarar görür endişesiyle konuşmak istemeyen Uygurlar arasında sadece herşeyini ve tüm ailesini kaybedenler konuşuyor.

Bölgedeki bütün Uygur halkının yaklaşık yüzde 10’unu oluşturan “yeniden eğitim kampları”nda gözaltında tutulanların, slogan atmaya, propaganda videolarını izlemeye, mensup oldukları İslâm dinini kınamaya ve komünist partiye sadakat göstermeye zorlandığı bildiriliyor .

Kaşgar’da caddede yürüyen Uygurlar

Sakal bırakmak ve namaz kılmak yeniden eğitim kampına gönderilme sebebi

Bugünün Sincan’ında, düzenli olarak namaz kılan, denizaşırı insanlarla temas kuran, sakal bırakan birisi, cezaevine mahkum edilebilir ya da sözde “eğitim yoluyla düşünce dönüşümü” için “yeniden eğitim kamplarına” gönderilmesine yol açabilir.

FOTOĞRAF: Adelaide’deki Uygur topluluğunun dini lideri Abdul-Salam Alim

Sincan’daki durumu konuşmak bile gurbetteki uygurları gözyaşlarına boğuyor.

Avustralya’da Garden College’de din öğretmenliği yapan 45 yaşındaki Abdul-Salam Alim, “Evde bu konuda konuşulmasına izin vermiyorum baksi geçtiğinde hemen konuyu değiştirmeye çalışıyorum,” diyor. Alim, “Çünkü konuştuğumda olacakları biliyorum, birisi duygusallaşmaya başlayacak ve ardından ağlamaya başlayacak” diyor.

Alim’in karısının, Hotan’da yaşayan beş kardeşi var. Beş kardeşin herbirinin ailesinde en az bir yetişkin gözaltına alınmış ya da hapsedilmiş durumda. Beş çocuğu ve 21 torunu olan ailenin en büyüğü bütün bunları anlatan Alim’i dinlerken bir köşede sessizce ağlamaya başlıyordu.

Alim’in kayınvalidesi bir tercüman aracılığıyla, Avustralya’daki kızı hariç, yaklaşık 18 ay boyunca çocuklarından hiç bahsetmediğini söyledi. “Çocukların ebeveyn bakımı olmadan nasıl hayatta kaldıklarını hayal edemiyorum” dedi.

FOTOĞRAF: Etnik azınlık öğrenciler, Komünist Partinin genç öncüsü olan öğretmenlerine 2012 yılında Sincan’daki ilkokulda selam veriyorlar. (Reuters)

Australian Broadcasting Corporation (ABC) haber sitesi’nde yer alan habere göre, Ağustos 2017’de, Uygurlu bir Avustralyalı adam, Çin’in Chengdu havaalanına gelişinde tutuklandı ve daha sonra 20 günden fazla bir süre hiçbir gerekçe sunulmadan gözaltına alındı.

Avustralya vatandaşı olan ve isminin gizlilik gereği “Sam” olarak anılmasını isteyen başka bir Uygur 2016 yılında Urumçi’deki bir kontrol noktasında Avustralya pasaportunu gösterdiğinde bir düzine polis memurunun kendisine nasıl saldırıldığını anlattı.

Güvenlik personeli, 23 Mart 2017, Kaşgar, Sincan Uygur Özerk Bölgesi, Çin’de bir sokakta seyretmek.
FOTOĞRAF: Güvenlik personeli Mart 2017’de Kaşgar’da bir sokakta seyrediyor. (Reuters: Thomas Peter)

Çin’in Sincan’daki katı yaklaşımının en büyük örneği, hükümet politikasını eleştirdiği için ömür boyu hapse mahkum edilen, ailesinin tüm malvarlığına el konulan İlhan Tohti.

Bir polis memuru ona “Avustralyalı olduğunu düşünüyorsun” diyerek pasaportu yüzüne itmiş ve Sam’in “ ne yapıyorsun? bunu yapamazsın” dediğim zaman üzerime bir sürü polis gelmiş ve sonrasında tek hatırladığı bir hastanede gözünü açtığı.

Üç yıl önce Ghulja’dan Adelaide’a gelen bir Uygur lise öğrencisi, Sincan’daki Ramazan anılarını anlatırken, okulundaki öğrencilerden bir kontrat imzalamaları ve camilere gitmeyeceklerine dair söz vermeleri istendiğini anlatıyor.

FOTOĞRAF: Wandana Camii’ndeki Genç Uygur kadınlar, Avustralya’da dinlerini uygulayabilmek için şanslı olduklarını söylüyorlar.

Avustralya’daki Uygur topluluğu , kontrol noktalarından ve gözaltı kamplarından çok uzakta , Uygur kültürünü gururla kutluyor, koruyor ve siyaseti özgürce tartışıyor. Birçoğu için, Çin hükümetini eleştirmek veya Çin’den bağımsızlık çağrısında bulunmak hayal bile edilemezdi.