ÇİN, MYANMAR’İN ROHİNGYA MÜSLÜMANLARINA KARŞI SOYKIRIMINA NEDEN SESSİZ KALIYOR ?

UYHAM,03.10.2017

Rabia KADİR
Dünya Uygur Kurultayı Genel  Başkanı- Washington DC. -ABD.

Çin dış işleri bakanı WangYi  25  Eylul  2017 Pazartesi günü BM genel kurulundaki konuşmasında bir kez daha Rohingya meselesinde Myanmar hükümetinin aldığı önlemlerin ‘‘ Yeterli olduğu ve Çin’in bunu anlayışla Karşıladığı ve Myanma’a desteğini ”  sürdüreceğini ifade etti.
Peki, Çin neden Myanmar hükümetinin Rohıngyalı Müslümanlara karşı etnik temizlik ve soykırım temelli yürüttüğü önlem ve operasyonlarını  anlayışla  karşıladığı tekrarlıyor ?
Çin,bu tavrını Myanmar hükümetine yakınlık duygusu nedeniyle mi? Yoksa, Müslümanlardan, veya Rohıngyalılardan nefret  ettiği için mi gösteriyor ?
Yoksa, Çin’in sürekli iddia ettiği gibi Myanmar’ın egemenliğine saygı duymak, Myanmar’ın iç işlerine karışmamak için mi?
Çin amacının asla böyle olmadığını ve bu tutumunun   sorgulanması gerektiğini düşünüyorum
Çin’in baskıcı uygulamaları, zulmü ve etnik amaçlı soykırım uygulamaları altında varlıklarını korumak mecburiyetinde kalan bir Milletin ; Doğu Türkistanlıların diasporada yanı hür ve Uygur dünya’daki hak hukuklarını , milli ve manevi değerlerini korumak ve  Uygurların kendi kaderlerinin kendilerinin tayin etme mücadelesinin bir  Öncü lideri ve geçmişte Müslüman Uygur asıllı bir Çin vatandaşı olarak kendi vatanım Doğu Türkistan’da hayatının uzun bir dönemini yaşamış Müslüman bir Uygur Türkü’yüm.

2005 yılına kadar Çin rejiminin baskı ve zulmü  altında yaşadım ve Çin uyruklu bir Müslüman olarak Çin’in ayırımcı,baskıcı ve soykırım uygulamalarına bizzat maruz kaldım. Çin rejimi altında yaşıyorken, aynı zamanda bu yönetimin uyguladığı tüm politikalarını yakinen gözlemledim. Daha sonra haksız ve hukuksuz olarak  tutuklandım ve Doğu Türkistanlı  Uygur Türkü bir Çin vatandaşı bir siyasi suçlu olarak yargılandım ve 7 yıl gibi uzun bir süre Çin zindanlarında tutuldum.

Çin’in haksız ve hukuksuz uygulama ve mahkumiyetine maruz kalan bir hak hukuk ve milli mücadele savaşçısı olarak yukarıdaki sorulara karşı görüşlerimi şöyle ifade etmek istiyorum ;
1. Myanmar ve Rohingya bölgesindeki mevut durum ve karşılıklı ilişkiler Çin’in de etkin olarak rol aldığı ülkelerin bölgesel bir manfaat çatışmasının bir sonucudur.
2. Çin,Doğu Türkistan’da da Myanmar’da olduğu gibi dış destekli müdahale tehlikesi olduğunu ileri sürmekte ve sorunun temelinde bölgesel menfaat çatışması olduğunu iddia etmektedir.
3. Onun içindirki , Çin hükümeti Doğu Türkistan’da baskı,zulüm, etnik temizlik ve ırkı ve dini soykırım uygulamalarını Myanmar hükümetinin Rohıngya müslümanlarına yaptığından onlarca kat daha fazla oran ve şiddette Müslüman Uygurlara  uygulamaktadır.
4. Çin, Myanmar rejiminin Rohingya müslümanları şu an yaşatmakta olduğu etnik soykırımın daha fazlasını 05 Temmuz 2009 Urumçi katliamından beri Müslüman Uygurlara karşı uygulayagelmektedir.
Yukarıda ki açıklamaya çalıştığım ve ifade ettiklerim belki bir az abartılmış gibi algılanabilir. Çünkü, Myanmar  demokrasi ve insan haklarının uygulanması  yönünden Çin’e göre daha ileridededir ve bu sebepledirki; Müslüman Rohingyalıların maruz kaldıkları baskı,etnik temizlik ve soykırım uygulamaları ve Müslüman mültecilerin yaşadıkları uluslararası medya aracılığıyla uluslar arası toplumun bilgisine sunulabilmektedir.  Buna karşılık ÇKP.hegomonyası ve diktatörlüğündeki tek parti iktidarı tarafından yönetilen Çin’in Doğu Türkistan’daki baskı,zulüm dini ve etnik soykırım uygulamaları dünya kamu oyundan sinsice gizlemebilmektedir. Katı bir diktatörlük ve sıkı sıkıya dışarıya kapalı bir yönetimin hakim olduğu Çin’de ve onun işgalı altındaki Doğu Türkistan’da olup bitenlerden uluslar arası toplum ve dünya habersiz kalmaktadır.
Çin’deki Bu durum aşağıda sunacağımız bir kaç örnekleme ile sanırım daha iyi anlaşılabilecektir ;

  1. Bugün yaklaşık 300 bin Müslüman Rohıngyalı Bengaladeş ve diğer komşu ülkelere sığınmıştır. Buna karşılık günümüzde Doğu Türkistan’da 500 binden fazla Müslüman Uygur,Kazak,Kırgiz ve diğer Çinili olmayan bu ülkenin tarihi sakinlerinden halk,  Çin işgal yönetimi tarafından toplama kamplarında tutulmaktadır.
  2. Çin’in resmi açıklamalarına göre Doğu Türkistan’da yaşayan 10 milyon Müslüman’ın (Bunlar Hapishane,Terbiyeleş Merkezi,Çalışma Kampları (Lo Ggai) ve Toplama kampları dışındakiler hariç) hayatlarını riske atarak ve ölüm tehlikesini göze alarak Myanmar Müslümanları gibi komşu ülkelere kaçarak sığınmacı olması asla mümkün değildir.
  3. Bugün Doğu Türkistan’da yaşayan etnik göçmen Çinliler hariç,Çinli  olmayan Uygur,Kazak,Kırgiz ve diğer Müslümanlar ile diğer azınlıklara mensup kişilerin  bir kentten diğer kente izinsiz gitmeleri imkansızdır.Üstelik bu insanlar komşularına giderken dahi Polisten izin almak zorundadır.
  4. Bugün Rohingya’da Myanmar Silahlı kuvvetleri ve Budist çetelerinin saldırıları ve Müslümanlara karşı yürütülen  etnik temizlik sonucu çıkan Çatışmalarda ölen Rohingya müslümanların sayısı 400 bin kişi olarak açıklanmıştır.
  5. Buna karşılık Doğu Türkistan’da 5 Temmuz 2009 olaylarından sonra sivil giydirilmiş Çin ordusu ve Çinli Nazi  ve fenatik çeteler tarafından saldırıya uğrayan ve öldürülenlerin sayısı bugüne kadar tam olarak açıklanmamıştır.  Bunun dışında olaylar esnasında topluca tutuklanan ve daha sonra bir daha kendilerinden haber alınamayan kayıp Uygur gençlerinin sayısı binlerce olarak ifade edilmektedir. Çin Ordu ve Polislerince tutuklanan ve kendilerinden bir daha haber alınamayan Uygur gençlerinden İnsan Hakları İzleme örgütü 60 kişinin ve Özgür Asya Radyosu ise 50’ten fazla kişinin kimliğini  tesbit ederek belirlemiştir.
  6. Bu konuda ÇKP.Üst düzey görevlisi iken, daha sonra ÇKP.kadroları ile ihtilafa düşerek ABD’ye sığınan Çin’in üst düzey istihbarat ve güvenlik görevlisi olarak  çalışan  ve Çin’in bazı devlet sırlarını çok iyi bilen Çinli iş adamı ve dolar Milyoneri Guowengui’ün söyledikleri çok çarpıcı ve dikkat çekicidir.
  7.  Çinli eski üst düzey bürokrat Gou Wengui’nın  söylem ve ifşaatlarına göre Çin güvenlik güçleri 5 Temmuz 2009 Urumçi katliamı sırasında toplu olarak tutukladıkları suçsuz ve masum Uygur gençlerinden 500’den fazlasını canlı olarak toprağa gömmüş ve  bu Uygur gençlerini vahşice ve acımasızca,  sorgusuz ve sualsız katletmiştir.
  8. ABD’de yaşayan Çin rejim muhalifi Guowengui ifşa ettiği ve ortaya attığı bu itham ve iddiaları inceleyip araştıracak doğruları ortaya çıkaracak Çin yönetimi dahil herhangi bir ülke veya uluslar arası örgüt veya tüzel kişi hala ortalarda yoktur.
  9. Çin yönetimi bu benzer suçlama ve iddialara karşı takındığı duyarsız, vurdumduymaz ve insan hayatını hiçe sayan  umursamaz ve kibirli  tavrını bundan sonra da devam ettirecek ve Çin’den bu konuda herhangi bir bilgiye ulaşmak mümkün değildir.
  10. Çin hükümeti bugüne kadar kayıp  Uygur gençlerinin yakınlarının yakarıp yalvarmalarına ve bütün yasal yolları kullanarak kayıp evlat ve yakınlarının akibetlerinin araştırılıması yönündeki taleplerini hiç kaale almamış ve olumlu ve olumsuz de olsa cevap vermeye bile tenezzül etmemiştir.
  11. Çin yönetimi, 05 Temmuz 2009’da Çin Polisi tarafından tutuklanan ve hakkında hala doğru dürüst bir haber ve bilgi verilmeyen  Fatmagül (Patigül)Gulam’i 17 yaşındaki  kayıp oğlunun akibetini araştırdığı için tutuklayarak hapsetmiştir.
  12. Evladı ve yakınları kaybolan binlerce Uygur ailesinden şimdiye kadar Çin yönetimine başvuran kişi  ve aile sayısı sadece 38 kişidir. Diğer binlerce kayıp Uygur gençlerin aileleri Çin yönetiminin tehdit,şantaj ve korkutmaları sonucu evlatlarının bulunması için başvurma cesaretini gösterememişlerdir.
  13. Çin yönetimi 2009 Urumçi Katliamında tutuklanan ve bir daha kendilerinden haber alınamayan ve kayıp olan Uygur gençlerinin sayısı ve akibetlerinin  ne olduğu  konusunda suskunluğunu  büyük bir Pişkinlikle sürdürmektedir.
  14. Çin yönetimi katlettikleri Uygur gençlerinin hiç olmazsa cesetlerini ailelerine teslim etmeleri gerekirken,şimdiye kadar bu konuda hiç bir olumlu teşebbüs ve tavır  sergilememiş  ve susmayı tercih etmektedir. Israr eden kayıp yakınları ise cezalandırma ve kendilerinin de hapsedileceği tehdidi ile susturulmuştur.
  15. Pekin Merkezi Milletler Üniversitesi öğretim üyesi olan Uygur asıllı bir bilimi insanı Doç Dr.İlham Tohtı Urumçi katliamında Çin güvenelik güçleri tarafından göz altına alınan bir daha kendilerinden haber alınamayan Uygur kayıpların sorunlarını   meşru ve barışçıl yollardan gündemle getirdiği ve onların haklarını savunduğu için Ocak 2014’de tutuklanmış ve Urumçi’de yargılanarak ömür boyu hapis cezasına çarptırmıştır. Dr,Tohti’nin  sırf Çin yönetiminin kayıp Uygur gençlerinin  ailesi ve yakınlarına   kayıplar hakkında bir açıklama veya bilgi vermesini  talep ettiği   yani Çin’in icraatlarını sorguladığı ve öneride bulunduğu  için bu cezaya çarptırıldığı söylenmektedir.
  16. Kayıp Uygur gençlerinin Annelerinin gözyaşı,onların derin bir istiraba dönüşen evlat  özlemi  ve yüreklerini günden güne daha şiddetlenerek  acısı katlanarak sürmektedir.

Günümüzde Rohingyali Müslümanların maruz kaldıkları bu etnik temizlik uygulamalarına karşı uluslara arası toplum BM.başta olmak üzere İslam ülkeleri ve diğer devletler tepkilerini ortaya koymakta ve Myanmar rejimine çağrıda bulunarak bu etnik temizlik ve baskı ve zulme son vermeye çağırmaktadır. Myanmar’ın Arakan bölgesinde yaşayan Rohingyalı Müslümanalar bu kadar acı çekerken, buna karşılık BM.başta olmak üzere duyarlı ülke ve kuruluşlar bu mazlum mültecilere yardım etme ve dertlerine çareler bulma noktasında seferber olmuşlardır.

BM.başta ülkeler insan hakları örgütleri ise bu insanlık dramına çözüm bulmaya çalışırken, Myanmar’da  Müslüman halkın baskı zulüm ve etnik temizliğe maruz kaldığı böyle bir zamanda Uygur meselesini burada gündeme getirmemem  gerekirdi.Ancak, Çin hükümetinin durup dururken  aniden ortaya atılması ve Doğu Türkistan’da sanki  hiçbir baskı,zulüm ve etnik soykırım yapmamışcasına küstahça ve haddini aşan bir tarzda  konuya karışması beni bu açıklamayı yapmama mecbur bırakmıştır.   Çin’in özellikle Myanmar hükümetini sözde desteklemesi beni Uygur Müslümanları konusunu gündeme getirmeme ve bu konudaki görüşlerimi ortaya koymamı gerekli kılmıştır.

  • Bugün Rohingya müslümanları etnik temizlik ve katliamdan kaçarken ölen evlatalarının,ana ve babasının ve yakınlarının cesetlerine sarılarak acı ve istiraptan  göz yaşı dökebilmekte ve serbestçe ağlayabilmektedir.
  • Buna karşılık Doğu Türkistan’da yaşayan Müslüman Uygurlar evlatlarının,ana babalarının ve yakınlarının cesetlere sarılmak istedikleri  veya  onların ölmesine   ağlamaları  ve  acılarının bir ifadesi olarak  göz yaşı dökmeleri ise yasaktır ve suçtur. Bunu yapanlar  ise Terörcü Ve Terörist olarak damgalanmakta ve terörist suçu ile çok ağır şekilde cezalandırılmaktadırlar.
  • Bazı Uygurların ise, Çin’in baskı,zulüm ve işkenceleri sonucu sağlıklarını kaybeden ve yaralanmış yakınları ve akrabalarına sahip çıktıkları ve onlara insanı ve tıbbı yardım etmeye çalıştığı için Aksu’lu Veteriner Halik Mahmut gibi 10 ‘larca yıllık hapis cezasına mahkum edilmektedir.

Çin yönetimi, günümüzde zorla ve güc kullanarak işgal ettiği ve Kendi ülke sınırı içinde yer aldığını iddia ettikleri Doğu Türkistan’da etnik Çinli olmayan başka  bir millete; Uygur,Kazak,Kırgiz ve diğer bu ülkenin tarihi sahip ve sakinleri olan Çinli olmayan diğer milletlere etnik soykırım uygulamaktadır. Diğer yandan ise, Çin, bu insanlık dışı soykırım uygulamalarını uluslar arası toplumdan ve dünyadan sinsice gizlemeye çalışmaktadır. Kendisi  işgal altında tuttuğu Doğu Türkistan’da  Çinli olmayan Müslüman  ve diğer toplumlara soykırım uygulayan ve etnik temizlik yapan  olan Çin yönetimi Myanmar’da gerçekleşen etnik soykırıma objektif olarak bakabilirmi ?

Veya tarafsız,doğru ve dürüst bir yaklaşım sergileyebilir mi ?
1989 yılında, Pekin’in Tian’anmen meydanında demokrasi  ve daha fazla özgürlük isteyen Çinli öğrencileri ve Hürriyetsever Çinlileri sözde Çin Halk Kurtuluş Ordusuna ait tanklar ezerek katleden ve böylesi acımasız ve vahşi yöntemlerle kendi ÇKP.diktatoryal sitem ve rejimini korumaya ve bu rejimi devam ettirmeye çalışan bir yönetimin  uluslararası meselelerde barış ve adaletten söz etme hakkı var mıdır?
Kosova’nin hürriyet ve özgürlük mücadelesinde saldırgan Sırbistan’a arka çıkan ve onu destekleyen Çin’in insana haklarından ve adaletten söz etme hakkı var midir ?
Kuzel Afrika ve Orta Doğu’daki “ Arap Baharı “  karanlığının  kargaşa dönemlerinde Libya Diktatörü Kaddafi ile Mısır’in moden firavunu Mübarek’i ‘‘ Tuzağa düşüren’’ Çin değil midir ?

Günümüzde ise, Suriye’de her gün Masum sivillerin üzerine bomba yağdırarak çocuk, bebek demeden insanları katleden Beşar Esad’ı ve onun kendisi gibi baskıcı ve zalim rejimini destekleyen aynı Çin değil midir ?
Ben kişisel olarak Çin hükümetinin Rohingya müslümanları meselesinde Myanmar hükümetini desteklemesini kendi çıkarı açısından şöyle değerlendirmekteyim ;

  • Mevcut Uluslar arası şartlarda Rohingya, Suriye ve benzer diğer kirzlerle boğuşan meselelerin sürekli gündemde  olması ve bu krizlerin günden güne artarak derinleşmesi Çin işgali altındaki Doğu Türkistan ve Tibet sorununu uluslararası gündemden uzaklaştırabilecektir.
  • Bu durum aynı zamanda Çin’in bir söylemi olan ‘‘demir yumruk’’ politikasını uygulayanın   sadece Çin olmadığını gösterecektir.Bu yeni durum ise, Çin’in ÇKP. Hegemonyasındaki diktatör rejimini uluslar arası kamoyu ile kendi halkına karşı haklı göstermek içindir.
  • Ayrıca bu yeni oluşacak şartlar Tibet ve Doğu Türkistan halkının dünya’nın ve uluslar arası toplumun vicdanına, hak ve adalet duygusuna olan beklentilerini zayıflatabilecek ve zamanla  yok edebilecektir.

Sonuç Olarak ; 

  1. Bence Çin’in Rohingya meselesindeki tutumu ile sarfettiği sözler asla kaale  ve dikkate alınmamalı ve bu samimi olmayan  bu tutumu  tekrarlanmasına bir daha  izin verilmemelidir.
  2. Bunun yerine hak hukuk,hakkaniyet ve adalet gibi insanlığın  ortak değer ve normlarına dayalı insani ve vicdanı yorumlar ve düşünceler dikkate alınmalı  ve  uygulanamalıdır.
  3. Bu  hak hukuk,adalet hakkaniyeti  ön planda tutan doğu bir yol izlenmesi halinde bölgesel ve küresel bir çok insanı  krizlerin pekala çözülebileceğini düşünüyor ve buna da yürekten inanıyorum.