İNSAN HAKLARI ÖRGÜTÜ : ÇİN,“EĞİTİM MERKEZLERİNİ ” KAPATMALI VE UYGURLARI BIRAKMALI

UYHAM,14 Eylül 2017

Merkezi Washington’da bulunan İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) 10 Eylul 2017 tarihinde bir açıklama yaparak  Çin’in Doğu Türkistan’da yasa dışı olarak kurduğu “Siyasi Eğitim Merkezlerini”’nde esir tuttuğu  bütün Uygur tutukluları serbest bırakmasını  ve bu yasa dışı  olarak kurulan  bu kampları de derhal kapatmasını istedi.
ABD’nin başkenti Washington’da bir basın toplantısında konuşan İnsan Hakları İzleme Örgütü(HRW) Direktörü Sophie Richardson, Çin yönetiminin Uygur bölgesinde haksız yere insanları gözaltına alıp onları zorla insancıl  ve Çin yönetimine uyumlu hale getirmek için yaptığı uygulamaları kınadığını  bildirdi.İnsan Hakları İzleme Örgütü, Sincan’daki siyasi eğitim gözaltı merkezlerinin Çin’in anayasasına aykırı olduğunu ve uluslararası insan hakları sözleşme ve yasalarını ihlal ettiğini belirtti. Çin Anayasasının 37. Maddesi, tutuklamaların  hem  yerel savcılık ile   devletin savcılığınca onayalanması gerektiğini  ve bu tutuklamaların daha  mahkemelerce  tastik edilmesi  gerektiğini belirtti.  Ancak Çin yönetiminin Uygur bölgesindeki bu tutuklamalara  yerel  adli makamları hiç  bilgilendirmediği ve karıştırılmadığı ve bu makamların bu konuda hiçbir ifadede bulunmadıklarını de belirtti.


• Çin’in imzaladığı, ancak onaylamadığı Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi de dahil olmak üzere uluslararası insan hakları sözleşme ve yasaları keyfi tutuklamayı yasaklamakatadır. Özgürlükten mahrum bırakmayı meşrulaştıracak yasal bir dayanak oluşturmanın mümkün olmadığı açıkıtır. Kişiyi gözaltına alan makam, tutuklama nedenleri hakkında tutukluyu ve  ailesini bilgilendirmek, tutuklunun   yasa ve kurallara  uygun şekilde yargılaması için Yargı önüne çıkarmak zorundadır. Tutuklamalarda temel hukuk ve insan hakları gözlenmediği takdirde bu ve benzeri tutuklama evreleri keyfi olarak kabul edilir.Tutukluların  avukatlarına ve aile üyelerine erişim hakkına  riayet edilmesi gerekir.

• Çin’in Terörle Mücadele Yasası, bu yasanın Uygur bölgesindeki Uygulamaları ve alınan Önlemler veya “ Sincan Karşıtlığı Önleme Yönetmeliği /Uygur Bölgesinde Ebedi emniyet ve istikrarın korunması hakkındaki Yönetmelikler de dahil olmak üzere bazı Çin yasaları Çinli yetkililere aşırılık hakkında “eğitim” verme hakkı tanımaktadır. Ancak bu yasalar veya yönetmeliklerin hiçbirisi yetkililerin kişileri temel hak ve özgürlüğünden mahrum bırakma hakkı vermemektedir.

İnsan Haklarını İzleme Örgütü (HRW) Direktörü Richardson  Doğu Türkistan’daki durumu vahim ve tehlikeli olarak niteleyerek duruma dikkat çeken şu ifadeleri de kullandı ve konuşmasını şöyle sürdürdü;  ” Çin’in bu yasa dışı uygulamaları ,Müslüman Uygurların hükümete karşı olan kin ,nefret ve öfkesini  daha da artıracak  ve  onların Çin devletine  olan güven ve sadakati  geliştiremeyecek ve  aksine asla da  sağlayamayacaktır.”uyarısında  bulundu.

İnsan Hakları İzleme Örgütü(HRW)’’nün Direktörü Sophie Richardson yaptığı açıklamaları içeren raporu,  maddeler halinde şunlardır ;

  1.  Çin Hükümeti, Uygur bölgesinde ( Xinjiang’da) tesis ettiği yasadışı “siyasi eğitim” merkezlerinde bulunan kişileri serbest bırakmalı ve bu kampları de kapatmalıdır.01 Nisan 2017’den bu yana, Çin etnik kimliğini destekleyen propagandalara maruz kalan  binlerce Uygur ve diğer Türki Müslüman azınlıklar  zorla gözaltına alınarak bu kamplara kapatılmıştır.
  2.  “Çin yönetimi Uygur bölgesinide yasa dışı olarak  bu masum insanları bu kamplara kapatması aynı zamanda tüm insanlığa  karşı yapılmış bir zulümdür. Çin, Masum insanları haksız olarak bu ‘siyasi eğitim’ merkezlerine tutuyorlar Çünkü bu insanlar herhangi bir suç işlememişlerdir. Çin yönetimi onları siyasi olarak “ güvenilmez İnsanlar “ olarak sayıyor ve kabul ediyor.
  3. Çin Hükümeti, Müslüman Uygurları  bu Eğitim Kamplarında tutmak için güvenilir sebepler ve suç isnatları temin etmelidir. Çin, onları hemen  ve derhal bu kamplardan serbest bırakması gerekir.
  4.  İnsan Hakları İzleme Örgütü, 2017’de Kaşgar Şehri ve Boritala Bölgesi’nde bulunan siyasi eğitim Merkezlerinde tutukluların  yakınlarından üç akrabasıyla görüştü. Bu kişiler tutuklu yakınlarının baharda tutuklandıklarını ve bu halin birkaç ay sürdüğünü açıkladılar. Merkezlere gönderilen kişiler için yönetimin  bir emir, suç ispatı ya da herhangi bir belge sunmadıklarını söylediler. Aile üyelerini tutuklamak için hangi  sebepler olduğu hakkında yerel yönetimlerin sorumlu olup olmadıklarını dahi bilmiyorlar.Hatta yakınlarının nerelerde tutulduklarını dahi bilmiyorlar.Çin yönetiminin  bu konuda gizlilik uyguladığını ve kendilerine bu konuda bilgi vermediklerini söylüyorlar.
  5. Bizim ulaştığımız tutukluların yakınları tutukluların tüm aile üyelerinin ( erkek, kadın ve çocukların) hepsinin gözaltına alındığını onların da tutulduklarını  ifade ettiler.
  6.  Bu tanıklardan biri bize çok enteresan bir olay anlattılar. Tutuklu yakını eşi ve iki çocuğundan oluşan 4 kişilik ailesini yanına alarak umre ve hac ziyareti için Mekke’ye gittler. Bu aile memleketlerine döndüklerinde hemen göz altına alındılar batı Sinjiang’da (Mühtemelen Kaşgar,Yarkent veya Hoten bölgesi olabilir) bir siyasi eğitim Merkezine konuldular. Ailenin bir küçük çocuğu iki hafta sonra diğer büyük çocuğun ise, üç ay sonra serbest bırakıldı. Karı – koca iki ebeviyin  ise halen  bu kampta gözaltında tutuluyorlar.
  7. Eğitim Merkezi adı verilen bu kampların mevcut olduğunu Xinjiang Günlüğü(Xinjiang Daily ) dahil olmak üzere bölge’deki Çin resmi devlet medyası itiraf etmektedir. Görüşme yapılan kişiler ve devlet medyası, genel olarak bu kampları “Rejimkarşıtı aşırı güçler için eğitim merkezleri” veya “Eğitim ve dönüşüm merkezleri” olarak tanımlıyor ve ifade ediyorlar. (教育 转化 培训 merkezi). Bu eğitim tesisleri, okullardan veya diğer resmi binalardan dönüştürülmüşlerdir.Ancak. bu kampların bazıları özel olarak bu amaçla inşa edilmiştir . Medya raporları, parti kadrolarının ” dönüştürülmesi gerekenler”’in yanında “ Beslenin,Yaşayın ve Çalışın ” prensiplerine kesinlikle riayet ettiğini ve günlük yaşamlarının ” Öğrenme ve Eğitim içerikli faaliyetler ile geçtiğini ve bu kamplarda yatılı olarak kaldıklarını ”  de belirtiyorlar.
  8. Görüşülen  tutukluların aile üyeleri, akrabalarının yurt dışına seyahat ettikleri veya yurt dışında yaşayan ailelerini, yakınlarını,tanıdık ve dostlarını ziyaret ettikleri ve görüştükleri için ve diğer nedenlerle gözaltına alındığını düşündüklerini söylüyorlar. Başkalarınin ise, , başörtüsü takma veya diğer Müslümanca (Tesettürlü ) kıyafetler giymek gibi yasaklanan dini faaliyetlere katılmak veya yalnızca daha önce hükümet tarafından tutuklanan yakınlarına sahip çıktıkları ve onlara yardım ettikleri için yönetimin hedefine alınmış olabileceğini ifade ediyorlar.
  9. Çin devlet medyasında çıkan haberlerde ayrıca, ” dini aşırılıktan kolayca etkilenen ” kişilerin yanı sıra ” Dikkat edilmesi gereken Müslüman Uygurların ” – yetkililer tarafından tehdit olarak algılanan kişiler oldukları için tutuklanarak bu Eğitim Merkezi adı verilen kamplarıa kapatıldıklarını de belirttiler.
  10. Tutuklu Aile üyelerinin yakınları   tutukluların Çin dilini öğrenmeleri ve Çin ve Sincan yasalarını ve politikalarını anlatmalarının bunlardan istendiğini belirtiyorlar. Hükümet propagandası videolarını izlemek ve etnik ve dini kimliklerinden vazgeçmek, “dinin zararlı olduğunu kabul ”  ve “Çinliliği benimsemenin  vatanseverliğin bir parçası olduğu” gibi sloganlar atmaya zorlandıklarını ifade ediyorlar.
  11. Çin’in bu Eğitim merkezlerinde tutulanların ne  zamandan beri ve kaç kişinin tutulduğu açık ve net değildir. Şinjiang Günlüğü ( Sinjiang Daily) gazetesinin 05 Nisan 2017 tarihli nüshasında sadece Hoten’de bulunan bu eğitim tesislerinde 2 bin kişinin “eğitim gördüğü” bilgisi yere almaktadır. Ancak, gazete haberinde tarih ve kalanların kimliği hakkında her hangi bilgi bulunmamaktadır.Gazete’de yayınlanan haberlerin ilçe Kaymakamlıklar tarafından gönderilen raporlara göre olduğu açıklaması bulunuyor.
  12. Çin yönetimi tarafından bu Eğitim Merkezlerine gönderilenlerin arasında Ali Hüseyin adlı Uygur geleneksel tıb Hekimi ve İlaç imal ve satıcısının de bulunduğu bildiriliyor. Eğitim kampına kapatılan Uygur Tabibi Hüseyin’in bu eğitim merkezlerindeki eğitim ve öğretime “başlangıçta çok isteksiz” olmasına rağmen,daha sonra kendi “cehaletiyle şok” olduğu belirtiliyor ve bu kişinin kamptaki  İki ay eğitimden sonra Uygur Hüseyin’den 5 bin  kişinin katıldığı bir Toplantı-Miting’te “ bu  kamptaki Eğitimden sonraki yeni konum ve duruşunu (发声 亮剑) açıkça ifade ettiğini  ve aşırı düşüncelerin ona nasıl zarar verdiğini. ” anlattığından övgü ile söz ediliyor.
  13. Çin’in resmi Medya raporlarına göre, etnik Kazaklar ve Kırgızlar , yurtdışında seyahat ettikleri veya “Kazakistan hakkında çok fazla konuştıkları” gerekçesiyle gözaltına alındığı bildirilıyor.Kazak ve Kırgiz tutuklularının tutuklanma nedenleri hakkında daha fazla bilgi ve ayrıntı verilmiyor.
  14.  Çin’in Siyasi söylemleri, bu tür tutuklamalar için eşi ve benzeri bulunmayan sebep ve nedenler olarak öne çıkmaktadır Uygur Bölgesi Komünist Parti sekreteri Chen Quanguo’nun Tibet’teki görevi sırasında Aralık 2012’de Hindistan’daki bir dini buluşmaya gidenlerin( Kalachakra İnisiyatifi adlı dini buluşma) dönüşlerinden sonra bunlardan yüzlerce Tibetlinin tutuklanarak günümüzde Uygur bölgesindeki benzeri zorunlu “Yeniden Eğitim Merkez”lerine kapatıldıkları ve yeniden eğitime tabi tutuldukları biliniyor. Bölge Sekreteri bu kez görev yaptığı Uygur bölgesinde Tibet’teki uygulamalarının aynısı icra etmekte olduğu  gözlenmektedir.
  15. Çin yönetimi kendi vatandaşı olan Uygurlara temel hak ve özgürlüklerini daha fazla kullanabilmeleri için daha çok izin vermelidir, Uygur bölgesinde yaşayan halkın bu temel hak ve özgürlükler sağlandığı takdirde bölge’de insanlar yönetime karşı eleştiri ve tepkileri çok daha azalacak ve  zamanla ortadan kalkacaktır. Uygur bölgesinde yaşayan çeşitli etnik ve dini kimliklere sahip (Uygurlar,etnik Çinliler ve diğerleri) arasında barış yeniden  tesis edilebilecek ve bölge insanları barış içinde ve bir birlerinden şüphe  duymadan  ve korkmadan düşüncelerini ifade edebilirler barış ve  huzur içinde birlikte yaşayabilirler.
  16. Çin’in kuzeybatısındaki Uygur bölgesi ağırlıklı olarak 10 milyon Uygur ve diğer Türk ırkından Müslüman etnik azınlığa ev sahipliği yapıyor. Çin hükümeti, bölge’de çok sıkı ve geniş şekilde hak ve özgürlüklerde etnik ayırımcılık politikası uyguluyor.Ayrıca, baskı ve din özgürlüğü gibi temel insan haklarına ilişkin konularda çok ağır kısıtlamalar getiriyor. Bu durum Müslüman Uygurların tepki ve itirazlarını Merkezi ve yerel hükümetin politikalarına karşı barışçıl protesto gösterileri yerine şiddete olayları aracılığı ile dile getirmeye zorlamaktadır.Bu tepkiler aynı zamanda bıçaklı saldırılar, bombalamalar ve diğer şiddet eylemleri ile de dile getiriliyor.
  17. Çin hükümeti, Uygur bölgesi’nde (Xinjiang’da) uzun süredir şiddet içeren veya  şiddet içerikli olmayan bütün karşı düşünce ve politik savunucularına karşı büyük bir operasyonlar yürütüyor ve karşı fikirleri kınamakta ve yasa dışı ilan ederek bu fikrin  sahiplerine karşı savaş açmış bulunuyor.  Çin yönetimi Bölücülük-Ayrımcılık, Terörizm ve Aşırıcılık” olarak tanımladığı “Üç Kötü güç” (三 股 势力) lerden biri olarak bir Müslüman Uygur kimliğinin dili, kültürü ve dini değerlerini bu tanımlamaların içinde  algılıyor.  Uygurların özgürlük ve ve bağımsızlık arzu ve özlemlerini de bu “Üç Düşman ve Kötü Güçler) içinde ele alıyor.
  18. Uygur Bölgesi (Sincan)’nin ÇKP.li yetkileri bir çok Uygur’un Uygur milliyetçiliği, aşırı dini dogmaları ile Panİslam ve Pantürkist kimlikleri de dahil olmak üzere bütün etnik siyasi düşünceleri ” Zararlı ve Sorunlu fikirleri ve Karşıdevrimci Düşünceler ” olduğunu ileri sürüyor. Çin yönetimi Uygurların bu düşüncelerini evrensel hukukun ve düşünce özgürlüğünün gereği olarak eylem bazında ele alması gerekir.
  19. Çinli Yetkililer , bu fikirlerin Uygur bölgesine komşu Orta Asya Cumhuriyetlerinden ve Dindaş Orta Doğu ülkelerinden yayıldığını iddia ediyor. Ayrıca,bu fikirlerin Çin hükümetinin birleşik Çin devleti ile Çin ulusal kimliğine ilişkin görüşleri ile uyumsuz ve bu resmi görüşlere aykırı ve düşman olarak niteliyor.
  20. Pekin yönetiminin Uygur Bölgesi Çin Komünist Partisi Sekreteri olarak atadığı Chen Quanguo , Ağustos 2016’da Tibet’ten bölgeye naklen iş başına geldi. Çin’in ilt icraatı Xinjiang bölgesel yönetiminin ve bölge halkının yurt dışı ile olan ilişkilerini kısıtlamak oldu. Dış ilişkileri kısıtlayan politikaları yürürlüğe koydu. Bölge halkının yurt dışına seyahat edebilmeleri için daha önce verilen Pasaportlarını bir emir yayınlayarak el koyarak toplattı. Bölge sakinleri için yabancı ülkelere seyahatları kısıtladı. Daha önce yurt dışı siyahatlarına gitmiş olanların gezi ve ziyaretleri için herkese hakkında soruşturma açtı ve geniş şekilde incelemeye aldı.
  21. Ekim 2016 yılından bu yana bölge sakini Uygurların Türkiye ve Mısır başta olmak üzere yurtdışında eğitim gören öğrencilerin Uygur ülkelerine geri dönmeleri talimatı verdi .Çin Mısırlı yetkililere baskı yaparak kendilerinin bu talimatına uymayarak geri dönmeyen ve bu ülkede öğrenim gören Uygur öğrenecileri Mısır Polisi eli ile Temmuz 2017 ayı içerisinde topluca tutuklattı. Ayrıca, daha önce yurt dışına çeşitli amaçlarla seyahat eden ve öğrenim görenlerden ülkelerine  geri dönenleri derhal tutukladığı ve 10 yıldan az olmamak üzere çeşitli hapis cezasına çarptırıldığı yönünde haberler de var.
  22. Bölgesel ÇKP.genel Sekreteri Chen, ayrıca binlerce güvenlik görevlisini daha işe almanın yanı sıra , en son teknolojileri kullanarak duyarlı güvenlik tedbirlerini ülke genelinde yürürlüğe koydu. Bu aşırı güvenlik tedbirleri ve uygulamaları halen çeşitli parlak sloganlar ve söylemler adı altında günden günden şiddeti arttırılarak devam ettiriyor.

NOT : İnsan Hakları İzleme Örgütü(HRW)’nün  ingilizce olarak yayınlanan bu raporu Uyghurnet.org okuyucuları için TİLMAÇ tarafından Türkçeye çevrilmiş ve yayınlanmıştır.

Kaynak : https://www.hrw.org/news/2017/09/10/china-free-xinjiang-political-education-detainees