Doğu Türkistan Akil İnsanlar İstişare Toplantısı Basın Bildirisi

Doğu Türkistan Akil İnsanlar İstişare Toplantısı Basın Bildirisi

01 Mart 2017

16998922_189355351552281_6479456241049348162_n

Doğu Türkistanlılar istişare toplantısı, yurtdışındaki akademisyen, cemiyet erbabı, tecrübeli siyasiler ve aktivistlerden oluşan akil insanların katılımıyla, 25-27 Şubat 2017 tarihleri arasında KKTC’nin Girne şehrinde gerçekleşti.

Strateji uzmanı Dr. Erkin Ekrem’in teşebbüsü ile gerçekleşen bu istişare toplantısına 12 ülkeden ve 19 kişi katıldı.

Toplantıda, mevcut uluslararası vaziyetin gidişatı ve doğuracağı olumlu ve olumsuz etkilerin Uygur ve Doğu Türkistan meselesi üzerinde yaratacağı sonuçlar ve ilgili çareler konusu istişare edildi.

Toplantının genişletilerek devam ettirilmesi konusunda mutabık kalındı.

 

Continue Reading →

DOĞU TÜRKİSTAN LİDERLERİNDEN İSA YUSUF ALPTEKİN’İN TÜRKİYE’YE HİCRET SÜRECİ

Kaynak: UYHAM, 27 Şubat 2017

i-y-alptekin

Ersagun ERDAŞ

Doğu Türkistan Tarihine Bir Bakış

Türklerin en eski yerleşme alanlarından biri olan Doğu Türkistan Orta Asya Türk Tarihinin bir parçası olarak Hun ve Göktürk İmparatorluklarının sınırları içerisinde yer almıştır. 742 senesinde Basmıl, Uygur ve Karluklardan müteşekkil boylar Göktürk Devletini yıkmışlar. 744 yılında ise bu boylardan Uygurlar Ötüken’de hâkimiyetlerini sağlayarak Uygur Hakanlığını kurmuşlardır. Uygur Devleti 840 yılında Kırgızlar tarafından yıkılmıştır. Uygurlar Asya’nın daha güney bölgelerine Çin’in batısına yerleşerek Kan-Cou ve Doğu Türkistan (Turfan) Uygur Devletini kurmuşlardır. Bu olay aynı zamanda Doğu Türkistan Uygur tarihinin de başlangıcıdır. Bu iki Uygur Devleti Manihaizm ve Budizmi benimsemişler, İpekyolu üzerinde ticari faaliyetlerde bulunmuşlardır. Doğu Türkistan’ın İslam kimliğine kavuşması bölgeyi hakimiyetleri altına alan Karahanlılar döneminde olmuş(840-1212), daha sonra bölge sırasıyla Karahıtayların ve Moğolların tabiiyetine girmiştir.15. asrın sonlarından 16. asrın başlarında Doğu Türkistan Timur hanedanlığının etki sahasına girer. 1606 da ise, bölgenin idaresi Çağataylılardan Emir İsmail’in eline geçmiş ve böylece Hocalar Hanedanlığı başlamış olur. Hocalar Hanedanlığı bir takım iç mücadelelerle beraber 1755 yılına kadar, Çinlilerin Doğu Türkistan’ı işgali ile son bulur.

Continue Reading →

ÇİN , BATI TÜRKİSTAN ÜLKELERİNİ STRATEJİK ORTAKLIK ADI ALTINDA KUŞATIYOR

Kaynak: URSAD, 22 Şubat 2017

5136

Türklerin kadım   yurdu Doğu Türkistan’ı  İşgal altında tutan  ve Doğu Türkistan’ı  sömürgeleştiren  Çin Batı  Türkistan’daki Türk yurtlarının Doğu Türkistan davasına desteklerini kesmek için  onlarla stratejik ortaklık adı altında..anlaşamalar imzalıyor.

Çinin   Batı Türkistan’daki ülkelerle anlaşma imzalamasının gayesi Doğu Türkistanlı özgürlük savaşçılarına lojistik desteği kesme amacı  taşıyor.

Continue Reading →

ALMANYA DIŞ İŞLERİ BAKANLIĞI : UYGURLAR VE Dr.TOHIT SORUNU SÜREKLİ GÜNEMİMİZDEDİR

Kaynak: UYHAM, 17 Şubat 2017

16473685_361995944187456_8404548747749807521_n

Geçtiğimiz yıl, Almanya’da kurulan “Dr.İlham Tohtı İnsiyatifi Gurubu” Avrupa Parlamentosu ve AB.ülkeleri Parlamentolarına ve  devlet ve hükümet yetkililerine mektuplar yazarak  Çin işgalindeki Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur Türklerinin  insan hakları ihlalleri ile Urumçi 1 No.lu Hapishane’de ömür boyu hapis cezasını çekmekte olan Uygurların Vicdanı ve Uygur Demokrasi ve Hukuk Hareketi Lideri Doç.Dr.İlham Tohtı’nın ailesinin yaşadığı Pekin’deki bir Hapishaneye nakledilmesi,hapishanedeki  yaşam  şartlarının iyileştirilmesi için Çin yönetimi nezdinde girişimlerde bulunmasını talep eden mektuplar yazmıştı. Federal Almanya dış işleri bakanlığından gelen bu mektuba gelen cevabın   Türkçe tercümesini  ve aslını aşağıda bilgilerinize sunuyoruz.

Continue Reading →

21. YÜZYILIN SULTAN GALİYEV’İ : İLHAM TOHTI

Kaynak: Gokbayrak, 14 Şubat 2017

422_b

Cazim GÜRBÜZ (Yeniçağ Gazetesi Yazarı)

Mao demiş ki: “Nerde zulüm varsa, orada direniş vardır.”

Zulüm şimdi Doğu Türkistan’da var, hem de arşa dayanmış durumda… Bunu nereden mi çıkarıyorum? İlham Tohti’nin fikirleri ve mücadelesinin aktarıldığı bir kitabı okuduktan sonra vardım bu kesin yargıya. Bu kitap Şira Yayınları’nca yayımlanmış, tam adı: “Hapisteki Lider İlham Tohti, Yolum, Gayem ve Uygur Türkleri”…Evet hapisteki lider, hem de müebbet hapiste… İlham Tohti, dünyanın tanıdığı değerli bir bilim adamı, hem Çin’de, hem de Çin dışında son derece değerli bilimsel çalışmalara imza atmış bir aydın.

Continue Reading →

Ben Türkiye sevdalısıyım, Türkiye’ye giremiyorum

Kaynak: Gokbayrak, 14 Şubat 2017

5129

Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun elini ilk defa, Turan Yazgan’ın cenazesinde öpmüştüm. “Efendim” demiştim, “ben ailemden üç Türk büyüğünün hikayelerini dinledim. İsa Yusuf Alptekin, Ebulfez Elbiçey ve siz. İkisine yetişemedim, sizin elinizi üç kere öpeyim.” Daha sonra kader, Kırımoğlu’na mikrofon uzatan gazeteci olma fırsatını da bana bahşetti.

Alptekin bugün bedeniyle aramızda olmasa da, yolbaşçılık ettiği Doğu Türkistanlılar, aynı Kırım Tatarları gibi zulüm ve asimilasyona karşı mücadelelerine devam ediyorlar. Üstelik, imajları ve kullandıkları yöntem de benzer: Dünya Uygur Kongresi, Dünya Kırım Tatar Kongresi gibi asla şiddeti benimsemeyen, kendi kaderini tayin hakkı için bütün şiddet ve zulme rağmen hukuk dairesi içinde kahramanca mücadele eden Doğu Türkistanlıların sesi oluyor. Bu defa, zulme direnen bir Türk toplumunun mikrofonunu, diğer bir Türk toplumunun sözcüsüne uzattık: Dünya Uygur Kongresi Genel Sekreteri Dolkun İsa Bey ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

“Senin gözlediyin gerib Türk menem…”

Önce “Siz kimsiniz” diye soruyorum Dolkun Bey’e. Anlatmaya başlıyor, “Doğu Türkistanlıyım. 80lerdeki öğrenci hareketlerinde bulundum, Çin hükümetiyle görüşmeleri yürüttüm. Hükümet taleplerimizi kabul etmeyince, yürüyüş düzenledik. Tabii üniversiteden atıldım, sıkıntılar çektim. Önce İngilizce öğrendim, ardından Türkiye’ye geldim. Burada master eğitimimi tamamladıktan sonra Almanya’ya iltica etmek durumunda kaldım. Mehmet Emin Buğra ve İsa Yusuf Alptekin Beylerin başını çektiği mücadelemizin yurtdışı ayağına katıldım, farklı örgütlerin birleşerek oluşturduğu Dünya Uygur Kongresi’nde görev aldım…” Dolkun Bey anlatırken, aklıma Rüstem Behrudi’nin, darağacını selamlayan bir Güney Azerbaycanlı’nın ağzından söylediği dizeler düşüyor aklıma: “Kırgızam, Özbekem, Kazak, Türkmenem / Başkırdam, Kerkükem, ele görk menem / Senin gözlediyin gerib Türk, menem”

Daha sonra Dolkun Bey’in de okuldan atılmasına neden olan büyük protestoların ilki, 1985 yılında gerçekleşmişti.  Neredeyse bir asırdır devam eden zulmün dönüm noktasını teşkil eden 1985 yılı, daha sonra ülke çapında büyük ve yeni bir baskı rejimine yol açmış, 21 yılını Çin hapishanelerinde geçiren Barat Hacı gibi figürlerin ve hürriyet mücadelesine katılan gençlerin Türkiye’ye gelmesine neden olmuştu. Dolkun İsa’nın da okuldan atılması, 1988 yılındaki bir öğrenci ayaklanmasından sonra gerçekleşti. Binlerce öğrenci dersleri boykot etmiş, kurdukları komisyon hükümetle görüşmüş ve taleplerini elde edemeyince yürüyüşler başlamıştı. 90lar boyunca süren mezalim, o dönem İsa Yusuf Alptekin’in de Türkiye’de yaşıyor olması nedeniyle Türk kamuoyunun bu konuya ilgi göstermesine de neden olmuştu.

Kongre ne yapıyor diye sorduğumda, Dolkun Bey’den namuslu ve her şeye rağmen şiddete meyletmeyen muteber bir direniş hareketinin kodlarını alıyorum: “Bizim amacımız dünyaya Çin’de yaşananları anlatmak, Uygur halkının kendi kaderini tayin hakkını savunan tek yetkili merci olarak halkımızın özgürlüğü için mücadele etmek. Uluslararası kurum ve kuruluşlar ile devletler nezdinde girişimlerde bulunuyoruz. Uluslararası kamuoyunun Çin’e baskı yapmasını, bu yolla halkımızın özgürleşmesini sağlamaya çalışıyoruz.”

İstanbul’a gitmediysen, Haccın tamam olmaz

Türkiye’de okuduğunu anlatırken gözleri parlıyor, “Bizde bir laf vardır. Eskiden Doğu Türkistan’dan birisi Hacca gittiğinde, ‘Efendi, İstanbul’a gittin mi?’ diye sorarlar, ‘gitmedim’ cevabı alırlarsa, ‘senin haccın tamam olmadı’ derlermiş. İsa Yusuf Alptekin de bize hep böyle anlattı, Türkiye’yi zor duruma  sokacak hareketlerden kaçınmalıyız, Türkiye Türk Dünyası’nın Kabesi’dir derdi. Bizim için o yüzden Türkiye’nin yeri apayrıdır. Ama bak, sana ne söyleyeceğim. Ben bir uluslararası konferansta, etkinlikte bakıyorum, Türkiye temsil edilmiyorsa, bırakıyorum Doğu Türkistan’ı, Türkiye’yi savunuyorum. Ben Türkiye’de okumuşum çünkü, Cumhurbaşkanlığı bursu ile…”

Aklıma Kırımoğlu ile yaptığımız söyleşi geliyor. Kırımoğlu da, çeşitli temaslarda Türkiye’ye dair sorularla karşılaştıklarını, Türkiye’yi hep savunduklarını, ama Türkiye’nin zaman zaman yetersiz kalan desteği nedeniyle üzüldüklerini söylemişti. Dolkun Bey’in de sitemi aynı, QHA’nın takipçisi olduğu Abdülkadir Yapcan’dan bahis açılınca: “Ben Türkiye’yi savunuyorum. Ama Türkiye bana terörist muamelesi yapıyor. Elbette Çin’in büyük baskısı var. Ama ben, Türkiye’de okumuş, Türkiye sevdalısı bir Türk olarak Türkiye’ye giremiyorum, iki defa sınırdan çevrildim. Rabia Kadir Hanım giremiyor. Böyle şey olur mu? Olsun, yine de biz Türkiye’yi sevmeye, savunmaya devam edeceğiz. 1998’de, örneğin, bir hükümet genelgesiyle Doğu Türkistan bayrağı yasaklanmıştı. Böyle şeyler olabilir, Batılı hükümetler de Çin’in parasına ihtiyaç duyduklarından zaman zaman desteklerini kesiyorlar. Ama hükümetler ne yaparsa yapsın, biz milletin, Türkiye’deki Türk halkının bizim yanımızda olduğunu, bizim davamızı benimsediğini biliyoruz.”

Mesele yalnız İslam değil, Türklük

İsa Yusuf Alptekin’in Esir Doğu Türkistan İçin isimli hatıratında, Çinli Müslümanların, Uygurlara “onlarla aynı kefeye konulmamak için” soğuk ve zaman zaman kötü davrandıklarını yazar. Çin’deki durumu sorarken, bu konuya da değiniyorum, duyduklarım içimi acıtıyor: “Öncelikle şunu söyleyim, 1949’da komünist işgale uğradık. O dönem Doğu Türkistan’da yaşayan Çinlilerin oranı, %4, bunların çoğu da asker. Bugün bu oran %42’ye çıktı ki, Çin Hükümeti’nin kasten az gösterdiğini de dikkate almalıyız, hem bizi hem Çinlileri az gösteriyorlar. Doğu Türkistan’ın büyük bölümü yaşama elverişsiz, bu yüzden yüz milyonlarca Çinli’yi bir anda yerleştiremiyorlar elbette.

Din meselesine gelince. Çin’de öğrencilerin yemek yiyip yemediği çok önemli değildir, Ramazan hariç. Ramazan’da özellikle çocuklara öğle yemeği ve su getirirler, oruç testi yaparlar. Oruç tutanlar baskı görür. Camilere Komünist liderlerin resimlerini asıyorlar, Çin bayrağı asıyorlar, düşünebiliyor musun?  Çinli Müslümanları sordun, onlarla bir sorunumuz yok. Ama onlar, yalnızca komünist rejimin genel din düşmanlığından nasiplerini alıyorlar, o kadar. Uygur isen, dinin daha büyük baskı altında, zira bizim asimile olmamamızın nedenlerinden biri de dinimizdir. Çin rejiminin de ana ekseni, milliyetçilik üzerine kurulu, dini önemli değil, Çinli Çinlidir.

İslam konusunda, Çin’in ikiyüzlü tavrı bununla da sınırlı değil. Çoğu zaman Uygurları dışarıya ‘müslüman teröristler’ olarak sunmak istiyor. Öte yandan, Müslüman ülkelerle temas kurduğunda, örneğin Çin’le ilişkileri iyi olan Pakistan ile, ‘bak bizim de Müslümanlarımız var’ diyerek sempati topluyor. Pakistan’dan dini figürler de, Doğu Türkistan’a gelip, ‘biz gittik baktık, hiç sorun yoktu’ diyerek bu propagandaya alet oluyorlar.”

Propagandaya karşı hakikat

Türkiye’de Rus propaganda makinasından para kazanan medya ve siyaset figürleri nasıl Kırım’da hiçbir zalimane davranış olmadığını anlatıp halkı kandırmaya çalışıyorsa, aynısı Çin için de geçerli. Güya özgürlükçü olup, Doğu Türkistan’dan bahsederken Çin emperyalizminin taktığı adı, “Sincan”ı kullanan gazeteler geliyor aklıma. Dolkun İsa, bunlara değindiğimde yüzünü, benim medyada Rus yanlısı ve asılsız bir haber gördüğümde aşina olduğum bir tavırla buluşturuyor. İlham Tohti’ye değiniyorum o esnada, “Biz” diyor, “Çin anayasasında olan bir şeyi istedik diye baskı gördük. Dikkatini çekerim, kendi anayasası. Çin anayasasında Uygur dilinde eğitime izin var. Ama bunu yasakladılar, artık bütün eğitim Çince devam ediyor. Tohti de, ki benim eski arkadaşımdır, böyle biriydi. Öyle ayrılıkçı, bizim kadar ateşli Doğu Türkistan savunucusu da değildi. Adam sırf anayasada yazılı maddelerin uygulanmasını istediği için müebbet hapse mahkum edildi, bu akıl almaz bir şey. Çinli olsaydı en fazla bir soruşturma geçirirdi. Yalnızca bir defa ailesiyle görüşmesine izin verdiler, sağlığından endişe ediyoruz. Doğru dürüst haber alamıyoruz, Çin’de yurtdışına SMS göndermek bile yasal olarak suç haline geldi.

Hal böyleyken, elbette propaganda var. Ama Dünya Uygur Kongresi olarak bununla mücadele ediyoruz. Gerçekte yaşananları anlatıyoruz, camilerin nasıl yıkıldığını, insanların nasıl zulüm gördüğünü, sistematik biçimde Doğu Türkistan’ın nasıl Çinlileştirildiğini…”

Sohbeti bitirken, ekrandan Kırımoğlu’nun fotoğrafını görüyor Dolkun İsa. “Mustafa Aga rahmetli İsa Yusuf Alptekin ile iyi dosttu. Kendisi sevdiğimiz, saydığımız, Türk Dünyası’nın en önemli liderlerindendir. Kırım Tatarlarına selam ederim” diye bitiriyor.

Karşılıklı iyi dileklerle bitirirken, aklıma Esir Türk Yurtları davasına dair yazılmış ölümsüz dizeler düşüyor:

“Bilir misin gardaş, Türk ellerinde
Havada bulutlar, dağda kar üşür
Tutsak soydaşların türkülerinde
Dört mevsim ötede bir bahar üşür.”

Söyleşi: M. Bahadırhan Dinçaslan
QHA Türkçe Sayfa Yayın Yönetmeni

http://qha.com.ua/tr/roportajlar/quot-ben-turkiye-sevdalisiyim-turkiye-ye-giremiyorum-quot/152731/

Continue Reading →

BELUCİSTAN ESKİ BAŞBAKANI SERDAR MİNGGAL : ÇİN,EKONOMİK KORİDOR İLE SINIRLARINI ARAP DENİZİNE KADAR GENİŞLETMEK İSTİYOR

Kaynak: UYHAM, 13 Şubat 2017

attaullah-mengal-1Pakistan İslam Cumhuriyeti’nin Iran sınırı ile Arap denizi kıyılarındaki güney topraklarını oluşturan Belucistan Eyalete’nin eski Başbakanı Serdar Ataullah Minggal,Pakistan yönetiminin Çin’e karşı  takındığı  teslimiyetçi  tavrını   sert bir dille eleştirdi: Pakistan’ın bu tutumunun  egemenlik hakları   ile bağdaşmayan onur kırıcı bir tutum olduğunu açıkladı.
Pakistan’da yaşayan Doğu Türkistanlı Uygur aydını ve insan hakları aktivisti Kayyum Uygur’un kişisel facebook hesabında yer alan bilgilere göre Belucistan’da yayınlanan ” Ruznamei Azadi  Beluc Kuetta – Hür Belucistan  ” gazetesine konuşan Belucistan eski Başbakanı Serdar Minggal “ Pakistan yönetimi Çin’e çok fazla tavizler veriyor. Pakistan eğer bu tutumunu sürdürürse Çin yeni ipek yolu projesi altında gerçekleştirdiği Kaşgar-Gwadar ekonomik korudorunu bahane ederek batı sınırlarını Arap denizi kıyılarına kadar uzatacaktır. Bu da Pakistan ile birlikte Belucistan halkının de güvenliği tehdit edeceğini ve onların  hak ve hukukun Çinlileer tarafından gasbedilmesi anlamına gelecektir.” Dedi.

Continue Reading →

KOMÜNİST ÇİN’DE İNSAN HAKLARI İHLALLERİ VE UYGUR TÜRKLERİ

Kaynak: Gokbayrak, 11 Şubat 2017

y-tanay_

Yücel TANAY ( Gazeteci-Yazar)

Çin, 28 Ekim 2013’te başkent Pekin’in kalbi sayılan ünlü  Tiananmen meydanındaki araçlı intihar saldırısını Müslüman   Uygur Türklerinin   gerçekleştirildiği iddiasından sonra Doğu Türkistan’daki Çin devlet terörünün   şiddetini daha da arttırdı. Urumçi ve diğer şehirlerden gelen haberler yerleşim birimlerinin çevresinin tanklar ve zırhlı araçlarla adeta kuşatıldığı yönünde. İşgal güçlerine mensup devriyelerin sayısının arttırıldığı, önemli noktalarda sürekli kontrol noktaları kurulduğu, yayaların ve araçla seyahat edenlerin tamamının kimlik kontrolüne tabi tutulduğu en küçük bir kuşku halinde insanların tutuklandıkları bildiriliyor.

Çin, Tiananmen’deki saldırıdan Uygurları sorumlu tutup gözaltı furyası başlatırken muhalif Çinliler, olayın Çinli diktatörleri endişeye sevk ettiğini savunuyor…

Continue Reading →

DOĞU TÜRKİSTAN’DA ALTIN ÜRETİMİNDE ARTIŞ

Kaynak: Gokbayrak, 10 Şubat 2017

5128Katil Çin yönetimin Doğu Türkistan zenginliklerinden biri olan altın üretimi konusunda kendi resmi kaynaklarından bir yayın yaparak Doğu Türkistan’ın yer altı ve yer üstü zenginlikleri katil Çin devleti için ne kadar önem arz ettiği ortaya çıkmaktadır.

Haber merkezimizin kaynağıyla aynen size aktaracağımız haber Doğu Türkistan’ın kaynakları o topraklarda yaşayanların kabusu mu acaba?
Continue Reading →

Çin’den Uygur Türklerine karşı skandal uygulama!

Kaynak: Gokbayrak, 10 Şubat 2017

5127

Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde seyahat etmek isteyen Uygurların, bundan böyle yetkililere gerekli belgelerin yanı sıra DNA örneklerini de vereceği bildirildi.
Hong Kong menşeli South China Morning Post gazetesinin Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yayınlanan Çin Komünist Partisi’nin yayın organı “Yili Daily”ye dayandırdığı haberde, Çinli yetkililerin, ramazandan önce bölgede seyahat prosedürlerini sıkılaştırdığı belirtildi. Habere göre, yeni uygulamalar çerçevesinde, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin sınır kesiminde yer alan Ili Kazak Özerk İli’nde yaşayan Uygurların, herhangi bir seyahat başvurusunda bulunmaları halinde ikametleri yakınındaki karakola giderek DNA örneklerini, parmak izlerini, ses kayıtlarını ve üç boyutlu resimlerini vermeleri gerekiyor.
Continue Reading →